Saç ekimi sürecimde ilk 10 günü geride bıraktım, biraz içimi dökmek ve benden sonra yaptıracaklara fikir olsun diye yazıyorum.
Ekim pazar akşamı bitti. İlk anlar heyecanlıydım ama açık konuşayım, sonraki günler psikolojik olarak düşündüğümden zor geçti. Özellikle orta bölgede eski bir yanık dokusu olduğu için o alan sürekli kafamı kurcaladı.
İlk 2–3 gün klasik ödem, gerginlik, hassasiyet… Bunlara hazırlıklıydım zaten. Ama yanık olan bölgede morarma gibi bir görüntü olunca “acaba nekroz mu başlıyor” diye ciddi stres yaptım. Klinikle sürekli iletişimde kaldım, aspirin önerdiler, takip ettik.
3–5. gün arası sarı akıntı ve nemli görünüm oldu. En çok korktuğum anlar o anlardı. Kliniğe gittim, doktor iğneyle kanlanma kontrolü yaptı. “Dolaşım zayıf ama nekroz değil” dedi. O cümleyi duyunca resmen rahatladım. Riflo ve krem uygulandı, antibiyotik başladım.
5–7. günlerde kaşıntılar başladı. Bu sefer de “greftlere zarar verir miyim” korkusu… Greftler taş gibi duruyor ama insanın eli gitmek istiyor. Yanık bölgede ara ara damar atması gibi hisler oldu, dışarıdan bir akıntı yoktu ama içten içe tedirgindim.
7–9. gün kabuklar iyice koyulaştı. Bölgesel kabuk dökümü yaptım. Yanık alanın altında greft noktalarını görmek moral verdi. “Tamam burada bir şeyler yaşıyor” hissi geldi.
Bugün 10. gün. Donör alan toparlamaya başladı, ekim alanı genel olarak homojen duruyor. Yanık bölge hâlâ diğer yerlerden farklı ama ilk günkü korkutucu hali yok. Sürekli aynaya bakıyorum, yalan yok 😅
Bu süreçte en zor şey fiziksel değil psikolojik tarafıymış. Sürekli “tutar mı, kayıp olur mu, enfeksiyon mu” diye düşünüyorsun. Klinik takviyelere 1 ay sonra başlayalım dedi, şimdi biraz daha sabır dönemi.
Özetle:
İlk 10 gün beklediğimden stresli ama öğretici geçti. Şimdilik greftler yerinde duruyor gibi. Bundan sonrası şok dökülme ve sabır işi… Bakalım yolun devamında neler yaşayacağız.
Kabuk dökümü sonrası kabuğun çok yüzeysel olması, greftlerin deride seçiliyor olması bir nebze içime su serpti.