Gönderen Konu: Alın,Saç Bölgesi Yağlanmasına En Doğal ve Ucuz Çözüm Olabilecek Bir Tecrübe !  (Okunma sayısı 157 defa)

hummer06

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
  • Saç ekimi sonuçları
Selamlar.
Çogunlugu derdi olan saç dökülmesi meselesini yaşayan biri olarak hem sorularım hem bir takım çözüm olabilecek önbilgiler paylaşayım istedim.
Yaşım 46.

Öncelikle,birkaç gün önce kısmi bir alın şakak kısımları doldurtma şeklinde ekim yaptırdım.
Hekimin , Proscar ve procapil içerikli şampuan kullanım gerekliliği ısrarı sebebiyle bu iki ürünü araştırırken bu siteyi görüp biraz konulara gözattım ve bilgi edindigim hususlar oldu ve tabi bunlara eklemek istediklerim var.

Konu başlığındaki detay ile başlamak istiyorum.

Sindirim sistemi İBS hastalıgı ile beraber 20'li yaşların ortalarında normalde var olan alın bölgesi aşırı yaglanması ve saçta da ertesi gün yağlanma şeklinde sanırım orta seviye bir yaglanma sorununu yaşamaktayım.

46 yaşa gelmiş olmama ragmen yaglanma devam etmekte ibs hastalıgıyla beraber.

Bu yaglanma konusunun burada bircok konuda saç dökülmesine sebep dha hormonuyla alakalı olabilecegi yada yağın saçı dökebildigi gibi bircok yorum gördüm dolayısıyla belki konuya farklı bir açı kazandırabilir ve tabi kendim içinde yeni bir kapı aralayabilir düşüncesiyle biraz irdelemek istedim.

İBS barsak sorunlarında sindirim,emilim saglıklı şekilde işlemedigi için ince barsakta gıdalar kötü bakterilerce toksik,zehirli alkole dönüştürülür.
Barsak duvarlarından bu toksin ve zehirli alkoller tüm vücudunuzu,organlarınızı,kılcal damarlara kadar dolaşır.
Bunun sonucunda kişiden kişiye kısmen değişiklik yapmakla beraber genellikle sinir,depresyon,cilt sorunları,saç dökülmesi,yaglanma,vs bolca sorun ve sonrasında ise organsal düzeyde hastalıkları dogurur.

Tam olarak buradan kendi tecrübemi yazmalıyım ki yaglanma ile alakalı kısma ilişkilendirebilelim.
İBS hastalıgında özellikle beyaz un,şeker vb. gıdalar şikayetleri artırıp sonuc olarak alın bölgemde ve yüz,omuz vb alanlarda daha az olmak kaydıyla yaglanma yapar.
Alın bölgemde tomurcuklanma şeklinde yaglanır ki birkaç saat içerisinde olur bu.
Tabi yaglı cilt kırışmaz,eskimez kadınlar acısından ancak biz erkekler acısından sac daha önemli :)

Bu yaglanmanın ortadan kalktıgı birkaç durum yaşadım.
1-Roactone sivilce ilacı ki 20'li yaşlarda kullandım yaglanmayı bitirdi kullanım süresince.
2-Barsak tedavisi icin kullandıgım bazı antibiyotikler kullanım süresince engel oldu yaglanmaya.
3-Ekmek,şeker vb herseyi kestigim dogal beslenme şeklinde bir diyetle yaglanma ciddi şekilde azaldı,kayboldu,diyet bitimi geri geldi
4-Bu önemli olanı,bir arkadaşım tamamen gerçek yag ile tamamen dogal formda sabun üretmeye baslamıştı hobi olarak.
Bir kalıp ısrarla bana da verdi.
Cevresindeki sacı dökülen insanlara denemiş,nemlenme,sac saglıgı gibi hususlarda bariz göze carpan ve kısa sürede farkedilen gelişmeleri görünce.

Bu sabunu birkaç kez sacımda kullandım ve bebek sacları gibi yumusacık oldu.
Tabi sacı dökülen bir insan icin daha kabarık durması beklenen bir saç formu degildi bu bıraktım kullanmayı :)
Tabi sabunu kullanırken sacımda,yüzümüde sabunluyordum.
Dikkatimi çeken şu oldu,alnımdaki yaglanma neredeyse 24 saat boyunca stabil hale gelip kesildi,inanamadım.
Tamamen dogal yag ve kostik asit ile içinde hiçbir karışım olmayan bir sabun yaglanmayı tamamen kesip cildi nemli,gergin bir halde tutabiliyordu.
Burada bu yaglanma orumlarını görünce bu hususu paylaşmak istedim.

Şuan için olmasada sac ekimi süreci ortaları sonrası saç için bu tarz bir sabunu yine edinip denemeyi azda olsa düşünmüyor degilim.
Ekim yapan hekim,sabunları, cildi kurutması sebebiyle kullanılmasını tavsiye etmemişti.
Fakat bu sabun tamamen eski ve dogal yöntem üretimi oldugu icin kurutmak bir yana nemlendiriyor,yumusak tutuyor.
Bir kez elleri sabunladıgınızda kuru elleriniz dahi nemlenip yumuşak hal alıyor farkedilir şekilde.

İkinci olarak,bu yaglanmaların direkt olarak dha hormonu ve sac dökülmesiyle ilişkilendirebilmesi hususunda kesin bilgi ve tecrübeye sahip olan arkadaşlarımız varsa konuyu beslerlerse sanırım cok faydalı yol alınabilir.

Yaglanma konusu dışına cıkarak birkaç hususu daha dile getimek istiyorum.
Detaylı ve uzun yazıyorum tam anlaşılabilmesi adına,okurken yorucu olabilir ama temiz ve net bilgiye ulaşabilmek adına gerekli diye düşünüyorum.
---------------------------------------------------------------------------------
Sac dökülmesine sebep olan dha hormonu için vücutta bu yaglanma dışında nerelere bakıp anlamak mümkün olabilir bunu merak ediyorum ve birkaç gördügüm farklılıgı yazmak istiyorum.

1-Askerde iken yemeklere eskiden beri söylenen şap isimli bir maddenin karıştırıldıgını farkettim diyebilirim.
Askerlerin bir takım dürtülerini yavaşlatması için konulşur diye yıllardır anlatılırdı gercek yada degil,etkili yada degil bilemiyorum.
Fakatttt,askerlik sonrası bu şap yada adı her ne ise karıştırılan madde sebebiyle oldugunu düşündügüm bir farklılık yaşamaya basladım.
Omuz ve pazu kısımlarında fazla olmamak kaydıyla sac teli gibi kalın kıllar cıkmaya basladı.
Bu hususun hormonal bozukluk nedeniyle oldugu gibi bilgiler okudum internet ortamında.
Askere gittigim yaş neredeyse 30 du,dolayısıyla ergenlik dönemi cıkışı bir yaşa baglamak mümkün degil.

Bu olay sonrası bu kıllanmaların dha ile ilintili olup olamayacagı,bunun dha hormonunun aktif oldugu ve sac dökebilecek seviyeye cıktıgı gibi bir sonuc cıkarılıp cıkarılamayacagı sorusu aklıma geldi ve net bir cevap alamadım dogrusu.

Mesela dha hormonunun saç dökülmesine neden oldugu oransal durumunu tespit edebilen,bunun için yapılan kan tetkiki var mı,varsa nedir?
Klasik hormon testlerinde hersey olması gereken degerde cıkıyor,ne yüksek ne düşük.
DHA hormonu için böyle bi skala aralıgı varsa ve tespiti mümkünse buna göre dökülmenin sebebi budur yada baska sebeptir şeklinde de bir gerekli yol ayrımı kazanılabilir.
Bu konuda hiç bilgi edinemedim acıkcası.
Bu hususlarda bilgi,tecrübe sahibi dostlar var ise cevapları önümüzü aydınlatacaktır diye düşünüyorum.








caputodeoro

  • Full Member
  • ***
  • İleti: 216
  • Saç ekimi sonuçları
Saç dökülmesi aralığı demişsin ,
Ergenlikten sonra vücut aşırı kıllandımı sakal vs göğüs kılı, ses çok aşırı kalınlaştımı

Eğer olmadıysa ve hızlı saç dökülüyosa bunun dhtle bi alakası yok reseptörlere çok güçlü bağlanıyo ve birsürü inflamatuar sitokin gönderiyo ne kadar dht baskılasanda ufacık kalan dht miktarı çok güçlü bağlanacak yüzlerce binlerce saldırı bırakacak dht düşük olmasına rağmen ciddi kelleştirecek bu durumda dht bloklayıcı maddeler çalışmaz buna agresif kelleşme diyoruz tipik en hızlı kelleşenler bunlar, androjen reseptörlerini kapatmak bu tiplerde kelleşmeyi önleyecektir.


Ama olduysada dht seviyesiyle alakalı bi problem vardır finasteridle düzelecek seviyede

Bunun saldırma hızını belirleyen şey SR5AR2 genidir (erkeklik hormonu geni) yanında tgf betalar,wnb catenin,prostaglandinler,VEGF düşüşü

Erkeklik hormonu geni kelleşme olup olmayacağını belirler saç derisi androjen reseptörleride bu genle alınır dht hormonuda bu genle alınır saç derisinde böyle bi sonuç alıp almamakta bu genle belirlenir, müdahale edilebilecek çok şey vardır dht hormonunu kapatmak ki önerilmez,saç derisinden androjen reseptörlerini kalıcı olarak ayrıştırmak,saç derisinden 5 alfaredüktaz2 enzimini silmek vb vb paradoksal bi durum işin içine girdikçe çıkılmaz erkeklik hormonun biyolojik temel görevi saçları kelleştirmek ama bu alınan o genin mutajenikliğine bağlı bi durum kiminde norwood 7 kelleşme, kiminde sadece şakak açılması, kiminde tepe açılması, kiminde hiç saçlara dokunmaz her erkeklik hormonu geni farklıdır buna görede kelleşme seviyesi belirlenir


« Son Düzenleme: Bugün, 01:54:45 Gönderen: caputodeoro »
Insanlara yardım etmek,geçtiğimiz yollardan geçenlere destek olmak bizi mutlu eder

Insan hiçbir bilgiyi veya dünyevi şeyi mezara götüremez, bilgi paylaşmakta bir zekâttır.....

Saç derisi 5-alfaredüktaz'ını hedef alan
Topical Finasteride

https://www.sacekimisonuclari.com/index.php?topic=39773.0

hummer06

  • Yeni üye
  • *
  • İleti: 6
  • Saç ekimi sonuçları
Saç dökülmesi aralığı demişsin ,
Ergenlikten sonra vücut aşırı kıllandımı sakal vs göğüs kılı, ses çok aşırı kalınlaştımı

Eğer olmadıysa ve hızlı saç dökülüyosa bunun dhtle bi alakası yok reseptörlere çok güçlü bağlanıyo ve birsürü inflamatuar sitokin gönderiyo ne kadar dht baskılasanda ufacık kalan dht miktarı çok güçlü bağlanacak yüzlerce binlerce saldırı bırakacak dht düşük olmasına rağmen ciddi kelleştirecek bu durumda dht bloklayıcı maddeler çalışmaz buna agresif kelleşme diyoruz tipik en hızlı kelleşenler bunlar, androjen reseptörlerini kapatmak bu tiplerde kelleşmeyi önleyecektir.


Ama olduysada dht seviyesiyle alakalı bi problem vardır finasteridle düzelecek seviyede

Bunun saldırma hızını belirleyen şey SR5AR2 genidir (erkeklik hormonu geni) yanında tgf betalar,wnb catenin,prostaglandinler,VEGF düşüşü

Erkeklik hormonu geni kelleşme olup olmayacağını belirler saç derisi androjen reseptörleride bu genle alınır dht hormonuda bu genle alınır saç derisinde böyle bi sonuç alıp almamakta bu genle belirlenir, müdahale edilebilecek çok şey vardır dht hormonunu kapatmak ki önerilmez,saç derisinden androjen reseptörlerini kalıcı olarak ayrıştırmak,saç derisinden 5 alfaredüktaz2 enzimini silmek vb vb paradoksal bi durum işin içine girdikçe çıkılmaz erkeklik hormonun biyolojik temel görevi saçları kelleştirmek ama bu alınan o genin mutajenikliğine bağlı bi durum kiminde norwood 7 kelleşme, kiminde sadece şakak açılması, kiminde tepe açılması, kiminde hiç saçlara dokunmaz her erkeklik hormonu geni farklıdır buna görede kelleşme seviyesi belirlenir

17-18 yaşında sakal çıkmaya başladı ve yogun degildi.
Vücutta göğüs kılları yine 18-20'lerde başladı ve aşırı degildi.
Belki bu kıllar 20'lerin ortasına hatta sonuna kadar son halini almadı.
Seste kalınlaşma olmadı denilebilir,normal seviyede.
Yani evrimsel bir ergenlik geçirmedim kimileri gibi.


Fakat barsak ibs sorunu ile alın ve saç yaglanması cok cok artmaya başlamıştı.

Saç dökülmeside ibs hastalıgı ile 20'lerin ortasında başlamış olabilir.
Fakat dökülme günlük 40-50 civarıydı ve bu en fazla sanırım 100 tel olarak devam etti,ediyor.

Bu konular için doktora gitmedim,testler yaptırmadım açıkcası.
Son 1 yıldır şakaklar biraz daha geriye gidince ve tepe hafif açılınca ektirme yoluna gittim.
İlaçlar,testler,hergün kontrol gibi bir kaosa kendimi sokmamak adına bu yolu seçtim.
Ancak hekim prosar,procapil şampuan 1 yıl kullanılacak dediginde meseleyi irdelemeye başladım.

Mesela dikkatimi çeken birşey var.Duşta bir süre suyu sıak akıtıp ortamda buhar oluştugunda,ortam ısındıgında saclarımı rutin yıkıyorum,cıkıyorum ve teller daha güçlü,daha kalınlaşmış,daha canlanmış ve hacimli oluyor.
Ilık suyla yıkadıgımda yada bu buhar ortamı oluşmadıgında ise cılız,kedi tüyü gibi kalıyor.
Her yıkama öncesi 1 dk yarak benzeri birşeylede hafif masaj yaparım gözenek acılsın düşüncesiyle.

Tüm bunlara cevap bulamadım yol göstermesi adına.
Tabi başta söyledigim gibi kendimi ilaclar,hekimler,kontroller den oluşan bir kaosa sokmak istemedigim icin geri durdum.

Mesela bir kan tetkiki yada cilt tetkiki yapıp,sende şu sebepten kaynaklı dökülme var teşhisi konulabiliyorsa yaptırıp ögrenmiş olurum.
Fakat bu şekilde bir test var yok,dht tespit ediliyor gibi bir bilgide bulamadım net ortamında.
Belki gözümden kaçtı bilemiyorum ama büyük bir soru işareti kalıyor.

 

Facebook Twitter Instagram